logo

Sağlıklı ve mutlu günlere...

Hafif, ferah ve sağlıklı bir hayata ulaşmak için yardıma ihtiyacınız olduğunu düşünüyorsanız; binlerce başarılı danışman ve yılların tecrübesiyle yanınızdayız.
Çalışma Saatlerimiz
Monday - Friday 09:00 - 17:00
Saturday - Sunday KAPALI
Galerimizden...

Pazartesi - Cumartesi 9.00 - 17.00 Pazar KAPALI

Turgut Özal Mahallesi 2167. Sokak No:3B Akkent 6 Twins B Blok No:46 Batıkent / ANKARA

Yukarı
Diyetisyen Merve KUŞCU / Makaleler  / Lipödem ve Lenfödem: Farklılıkları, Benzerlikleri

Lipödem ve Lenfödem: Farklılıkları, Benzerlikleri

Lipödem ve lenfödem, sık sık karıştırılan ancak farklı mekanizmalarla gelişen kronik sağlık sorunlarıdır. Her iki durum da yaşam kalitesini olumsuz etkileyebilir hem fiziksel hem de psikolojik sıkıntılara yol açabilir.

Lipödem Nedir?

Lipödem,1940 yılında ağrılı deri altı yağ dokusu bozukluğu olarak tanımlanmıştır. Lipödem genellikle kadınların uzuvlarında fibrotik deri alt yağ dokusunda ve hücre dışı sıvıda toplanarak mikrovasküler inflamasyon nedeniyle oluşmaktadır fakat çok nadir de olsa erkeklerde de görülebilmektedir.

Lipödem; Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) tarafından Uluslararası Hastalık Sınıflandırmasına “Subkutanöz (deri altı) yağın bazı inflamatuar olmayan bozuklukları’’ kategorisinde ayrı bir klinik hastalık olarak dahil edilmiştir: “Lipödem, genellikle bacaklar, uyluklar, kalçalar ve üst kollarla sınırlı, çukur oluşturmayan yaygın ‘yağlı’ şişlik ile karakterizedir. Lenfödem ile karıştırılabilir. Lipödem ayrıca kafa derisinde de görülebilir.

Lipödem Görülme Sıklığı

Dünya genelinde kronik ve ilerleyici bir hastalık olarak, özellikle yetişkin kadınların %11’ini etkilemektedir. Lipödem prevalansı 18 yaş üstü kadınlar arasında Amerika’da %6,5 ve Avrupa’da ise %15- 18 arasında değişmektedir. Hastalık, X kromozomuna bağlı dominant veya otozomal dominant bir şekilde kalıtılmaktadır.

Lipödem Mi Obezite mi?

Lipödem, genelde fark edilmemekte veya lenfödem, kronik venöz yetmezlik, fibromiyalji, obezite gibi yanlış tanılar konulabilmektedir. Klinik tanısı, etkilediği bölgedeki yağın dış yapısına veya görünümüne dayanmaktadır. Lipödem patofizyolojisinin başlangıcı ergenlik, hamilelik veya menopoz gibi hormonal değişimlerin görüldüğü zamanlarda meydana gelmektedir. Lipödem cilt altı beyaz yağ depolarında bulunur. Yağ dokusu genellikle diyet veya egzersize dayalı müdahalelere karşı dirençlidir ancak son üç yıldır yapılan araştırmalar çeşitli diyet yaklaşımları ve besin takviyelerinin ağırlık kaybında ve lipödem semptomlarının yönetiminde etkili olabileceğini vurgulamaktadır.

Lipödem ve İnsülin Direnci

Lipödem inflamasyonla yakından ilişkilidir; yağ hücrelerinin büyümesi ve çoğalması, düşük dereceli inflamasyonu tetikler ve bu durum insülin direncini artırabilir.

Lipödem yağ dokusunun, sodyum birikimi ve inflamasyonla ilişkili olduğu ve bu durumun glikoz metabolizmasını da etkilediği bulunmuştur. Glikoz metabolizması açısından, lipödem yağ hücrelerinde insülin sinyallemesi bozulmuştur, bu da glikoz homeostazını etkiler. Sonuç olarak, lipödemin patogenezi, inflamasyon, sodyum birikimi ve glikoz metabolizmasındaki bozukluklarla karmaşık bir ilişki içindedir. Bu durum, lipödemin klinik belirtileri olan şişlik, ağrı ve metabolik düzensizliklerle kendini gösterir.

Lipödem Teşhisi ve Aşamaları

Aile geçmişinde lipödem varlığı, ekstremitelerde iki taraflı ve simetrik deri altı doku büyümesi, orantısız yağ dağılımı (üst gövde ve alt gövdedeki farklılık), etkilenen dokularda ağırlık kaybının sınırlı olması veya olmaması, dokunmaya karşı ağrı veya hassasiyet, ekstremiteleri kaldırırken/yükseltirken hacimde ve/veya ağrıda azalma olmaması, kolay morarma eğilimi, ödem ve deri altında nodül varlığı yer almaktadır.

Yağ dağılımına bağlı olarak literatürde beş tip lipödem tanımlanmaktadır;

-Tip I’de yağ nodülleri kalça ve kalça çevresinde birikmektedir.

-Tip II’de kalçadan başlayarak dizlere kadar yağ dokusu gözlenmektedir.

-Tip III’te kalçadan ayak bileklerine kadar doku mevcuttur.

-Tip IV’de kollarda yağ dokusu görülür veya bunun yerine tip II ve tip III’ e ek olarak kollarda da yağ tutulumu vardır.

-Tip V, nadir olarak görülür ve baldır çevresinde baskın şekilde yağ bulunur.

Aynı zamanda, lipödem şiddeti dört aşama olarak tanımlanmaktadır:

Birinci aşamada, deri pürüzsüz ve yumuşak olabilmektedir fakat alttaki hipodermis (derinin en alt tabakası) genişlemektedir. İkinci aşamada, ciltte inci büyüklüğünde ele gelen dokular girintili çıkıntılı olabilmektedir. Üçüncü aşamada; deforme olan, daha büyük yağ kütleleri üzerindeki kıvrımlar ve oyuklar mevcuttur. Dördüncü aşamada lipödemin dışında lenfödemin de bulunmasıdır.

Lenfödem Nedir?

Lenfödem, vücudun bağışıklık ve sıvı dengesi için kritik öneme sahip lenfatik sistemdeki bozukluklar sonucu gelişir. Normalde lenf damarları, dokularda biriken sıvıyı toplayarak kan dolaşımına geri taşır. Ancak bu sistemde bir hasar veya tıkanıklık olduğunda sıvı birikir ve ödem oluşur.

Lenfödemin Teşhisi ve Aşamaları

Lenfödem oluşumunda en önemli klinik belirtiler; kol veya bacaklarda tek taraflı veya çift taraflı şişlik, ayak ve ellerde şişlik (lipödemden ayrılan önemli nokta), başlangıçta yumuşak ve çukur bırakabilen ödem, (bu ödem ilerledikçe sertleşir.) deride gerginlik, kalınlaşma ve sertleşme (fibrozis), hareket kısıtlılığı, selülit gibi tekrarlayan cilt enfeksiyonları, ağır vakalarda “fil hastalığı” görünümü ile karakterizedir.

Lenfödem 4 aşamaya ayrılır; birinci aşamada henüz görünür şişlik yoktur, ancak lenf akışı yavaşlamıştır. İkinci aşamada yumuşak ödem görülür ve gün sonuna doğru ödem artar; istirahatle azalabilir. Üçüncü aşamada ödem kalıcı hale gelir, bastırınca çukurlaşma kaybolur, doku sertleşir. Dördüncü aşamada cilt kalınlaşır, fibrozis (cilt katılaşması) gelişir, kol/bacak hacmi belirgin artar.

Lipödem ve Lenfödem Arasındaki Farklar

ÖzellikLipödemLenfödem
Başlangıç              Hormonal dönemlerde      Her yaşta olabilir
Cinsiyet              Kadınlarda yaygın      Kadın ve erkek
BölgeSimetrik, alt beden ağırlıklı; ayaklar korunur Tek/çift taraflı; ayak/eller etkilenir
Ağrı              Sıklıkla ağrılı     Genellikle ağrısız

Lipödem ve Lenfödemde Tedavi Yöntemleri

Lipödemde; kompresyon tedavisi ağrıyı ve ödemi azaltır. Manuel lenf drenajı, semptomları hafifletebilir. Egzersiz, ağrısız hareket ve kan dolaşımı için egzersiz tavsiye edilir. Cerrahi olarak liposuction yapılabilir.

Lenfödemde; kompresyon tedavisi tedavinin mihenk taşıdır ve manuel lenf drenajı da olmazsa olmaz yöntemler arasındadır. Lenf akışını arttırmak için egzersiz önerilir. Cerrahi olarak da lenfatik bypass ve nod transferi yapılabilir.

Lipödem ve Lenfödemin Tıbbi Beslenme Tedavisinde Kullanılacak Diyet Modelleri

Lipödem tedavisinde beslenme önemli bir rol oynamaktadır. Beslenme ve egzersiz kombinasyonları, hastaların yaşam kalitesini artırabilir ve klinik belirtileri hafifletebilir. İnflamasyonu, insülin seviyelerini ve adipogenezi azaltmaya yönelik işlenmemiş karbonhidratlı diyetler önerilmektedir.

Bazı çalışmalar lipödem tedavisinde gluten ve süt gibi potansiyel inflamatuar etkisi olduğu düşünülen besinlerden kaçınılmasını tavsiye eder. Aynı zamanda hastalığın birincil nedeni olduğu düşünülen östrojen hipotezi göz önüne alındığında, östrojen içeren veya östrojen benzeri etkisi olan besinlerden (özellikle keten tohumu) kaçınılması önerilir.

Lipödem ve lenfödem tedavisinde Akdeniz diyeti, tedavide potansiyel bir diyet seçeneği olarak değerlendirilmiştir. Özellikle lipödem; inflamasyonla karakterize bir hastalık olduğundan, Akdeniz diyetinin yüksek antioksidan içeriği ve enflamasyon belirteçlerini azaltma potansiyeli bu hastalık için faydalı olabilir. Antiinflamatuar besinler, lipödem tedavisinin etkili bir parçası olarak görülmektedir. Bu besinler arasında soğan, sarımsak, zerdeçal, zencefil, safran, biber, kekik, biberiye ve karanfil gibi otlar ve baharatlar inflamasyonu azaltma potansiyeline sahip olduğu belirtilmektedir. İyi kalite kahve, siyah ve yeşil çay gibi içecekler de anti-enflamatuvar özellikler taşımaktadır. Ancak, bazı çalışmalar düşük karbonhidrat ve yüksek yağ içeren ketojenik diyetlerin lipödem tedavisinde Akdeniz diyetinden daha etkili olabileceğini öne sürmektedir. Ketojenik diyetlerin beynin leptin duyarlılığını iyileştirdiği ve bu durumun tokluk seviyesini arttırarak hem obezite hem de lipödem hastalarına yardımcı olabileceği düşünülmektedir.

Lenfödemdeki beslenmenin lipödem beslenmesinden temel farkı tuz kısıtlamasının olmasıdır. Lenfödem için de en iyi diyet modeli Akdeniz diyeti olup antioksidandan zengin sebze ve meyve tüketimi önerilir. Her iki hastalık içinde günlük yeterli sıvı alımı çok önemlidir.

KAYNAKÇA

doi: 10.52538/iduhes.1093564

https://dergipark.org.tr/tr/pub/tusbad/issue/94378/1545945

 doi: 10.1038/aps.2011.153.

https://pubmed.ncbi.nlm.nih.gov/32521126/

https://www.gdlymph.eu/assets/pdf/JWC-Consensus-Lipoedema.pdf

Merve Kuşcu

No Comments

Sorry, the comment form is closed at this time.